Quantcast
Fuzuli - Bizarpedia, bilgi kaynağı
aç/kapa artema

  FUZULI

  1. Fuzuli, Irak'ın Hille kasabasında 1494 yılında doğdu. Soyca Türk Bayat aşiretindendir. Hille Müftüsü Süleyman'ın oğludur. Asıl adı Mehmet'tir. Ömrünü Bağdat ve Kerbela'da geçirip Irak'tan dışarı çıkmadı. Hazret-i Hüseyin'in türbesinin kandilciliğiyle geçinirdi. Hocası Rahmetullah Efendi'nin kızı Rahime ile evlendi ve Fazlullah adında bir oğlu oldu. En tanınmış eseri, Doğunun efsane dolu aşk hikayesi olan Leyla ile Mecnun'dur. Bu değerli eser pek çok dile çevrilmiştir. Fuzuli 1555'te Kerbela'da vebadan öldü. Türbesi halen oradadır.

    Mehmet, o kadar alçak gönüllü bir insandı ki, şiirlerinde Fuzuli (fazlalık) adını kullanırdı. Neden böyle yaptığı sorulduğunda; "Herkes başkasının şiirini kendi malı gibi gösteriyor. İsmim bu olunca kimse benimkilere tenezzül etmez, ya da başkasının şiiri benim sanılmaz" diye karşılık vermiştir.

    Fuzuli son derece bilgili ve çalışkan bir insandı. Oğlu Fazıl'ın da öyle olması için çok çalışmıştı. Ama, olmadı. Çünkü Fazlullah, gayet tembel, kabiliyetsiz bir çocuktu. Bunun üzerine zamanın şairlerinden biri Farsça: Fazli peder ü püser Fuzuli Yani, asıl erdemli olan babası, oğlan tamamıyla fazlalık, mısraını söylemişti.

    Bütün şiirlerinde kendini Tanrı aşkına adamış olan Fuzuli, geçim sıkıntısı içinde kahroluyordu. Bağdat'ı Kanuni fethedince, onun komutanına, padişah için kasideler, övgü şiirleri sundu. Bu sayede Bağdat vakıflarının ziyadesinden, yani vakfa harcadıktan sonra artakalan paradan günde dokuz akçe maaş bağladılar.

    Zavallı Fuzuli, hiç bir zaman bu parayı alamadığı için sonunda, Bağdat'ta barınamadı. Biraz daha dış mahalle kabul edilen Hille'ye çekildi. Hazret-i Hüseyin Türbesi'nin bekçiliğiyle geçinmeye çalıştı.

    Ancak, Kanuni'nin fermanlarına tuğra yapan Nişancıbaşı Celalzade Mustafa Çelebi'ye de Şikayetname adıyla ün yapmış, dokunaklı bir eleştiri örneği olan mektubunu yollamadan edemedi. Bu eser, o zamanın resmi dairelerinde insanların nasıl çalışmadıklarını gösteren dili sanatlı, edebiyat değeri yüksek bir belgedir.

    Bu şikayetnamedeki "Selam verdim rüşvet değildir deyu almadılar" sözü, hala yaşayan bir gerçektir.

    Fuzuli daha önce, Safevi Hükümdarı Şah İsmail Bağdat'ı zaptedince, ona Beng ü Bade (Afyon ve içki) adlı bir mesnevi sunmuştu. Fuzuli, bu eserde afyonla şarabı konuşturur ve bunlardan her biri, kendini över. Fuzuli'nin bu mesneviyi yazmasındaki amaç, aslında Yavuz ile Şah İsmail arasındaki mektup düellosuna bir edebi şekil kazandırmaktır. Bu bakımdan semboller yerini bulmuştur: Şah İsmail, eserde afyonla, Yavuz ise şarapla temsil edilmiştir.

    Kerbela olayını anlatan Hadikatü's-Süeda adlı eserinden başka, şairin en önemli eseri "Leyla vü Mecnun" mesnevisidir. İslam dinini kabul etmiş toplumların edebiyatlarında ortak konular çok görülür. Nitekim XV. yüzyılda Ali Şir Nevai gibi gerek Türk, gerek Arap veya İranlı birçok şair bu konuyu işlemiştir. Ama hiç birisi, Fuzuli'nin ulaştığı "Neoplatonik aşk" anlayışına, tasavvuf görüşüne ve ifade lirizmine ulaşamamıştır.

    Denilebilir ki, dünya edebiyatında Fuzuli'nin Leyla ve Mecnun'u tektir:
    Git, derdime sen deva değilsin
    Biganesin, aşina değilsin
    Gördü ki bir avcı dam kurmuş
    Damına gazaller yüz urmuş
    Bir ahu esir-i damı olmuş
    Kan yaşı kara gözüne dolmuş
    Boynu burulu ayağı bağlu
    Şehla gözü nemlü canı dağlu
    Sayyad sakın cefa yamandır
    Bilmezsin mi ki kana kandır
    gibi mısraları bu eseri baştan başa şiir haline getirir.

    Fuzuli, Divan'ının önsözünde "Şiirsiz ilim, esası yok duvar gibidir." der.
    Fuzuli şiirleriyle aşkı yüksek ve ilahi bir düzeye ulaştırdı. Ona göre şiirin kaynakları ilahidir. Tanrı vergisi ve yardımı olmadan şiir söylenemez.


    "Aşk imiş her ne var alemde, ilim bir kil-ü-kal imiş ancak" mısraları da aşkı her şeyden üstün tuttuğunu gösterir.

    Ona göre ruh, ıstırap, elem ve hicranla yoğruldukça olgunluğa doğru yönelir. Bu hal içinde yaşadığı halkın daimi acılar, yoksulluklar ve değişimler çekmelerinden ileri gelir.

    Aynı asırda İstanbul'da yaşayan Baki'nin şiirlerinde ihtişam, gurur, büyüklük ve renk vardır. Daha sonra yine İstanbul'da yaşayan Divan edebiyatımızın üçüncü zirvesi Nedim'in şiirlerinde de hayat, neşe, renk ve cümbüş bulunur. Fuzuli'nin şiirlerinde ise çöllerin hasretle dolu enginliği, hayal dolu ıssızlığı, yakıcılığı ve yoksulluğu yaşar.

    Büyük şairimiz Fuzuli'yi, zaman zaman Araplar ve İranlılar kendilerine. maletmek istemişlerdir. Oysa o, özbeöz Türk'tür. Oğuzlar'ın Bayat kabilesinden gelir. Farisi divanının giriş bölümünde, kendisinin halis Türk olduğunu gayet açık bir dil ile belirtmiştir. Fuzuli, bu girişte şöyle der:


    "Aslım Türk, ana dilim Türkçe'dir. Arapça'yı ilmi mübahaseler esnasında, Farisi'yi de arzu ettiğim zaman kullanırım. Çocukluğumdaki şiirlerim, daima ana dilimle, yani Türkçe sadır olmuştur..."

    Fuzuli, devrinin fen ve tıp ile ilgili bilgilerini de iyi öğrenmişti. Nitekim, onun Ruhname yahut Sıhhat ve Maraz isimli risalesi şairin hekimlik ilmiyle de uğraşmış bulunduğunu gösterir.

    (beelzebub, 08 Ekim 2005 Cumartesi, 08:16:52)
  2. Divan
    Sıhhat ve Maraz
    Enisü'l-Kalb
    Terceme-i Hadis-i Erbain
    Beng ü Bade
    Hadikatü's-Süeda
    Leyla ve Mecnun
    Rindü Zahid
    Heft Cam

    başlıca eserleridir.

    (elsa, 14 Ocak 2007 Pazar, 17:41:16)
  3. 1480’de bugünkü Irak’ta Kerbela’da doğan Fuzuli’nin yine Kerbela’da 1556’da öldüğü sanılmaktadır. Gerçek adı Mehmed bin Süleyman’dır. Yaşamı, özellikle gençlik dönemi ve öğrenimi konusunda yeterli bilgi yoktur. Fuzuli, özgün şiir anlayışıyla kendinden sonraki şairler arasında Baki, Ruhi, Naili, Neşati, Nedim ve Şeyh Galib gibi şairleri etkilemiştir. Fuzuli, "aşk" üzerine yazdığı binlerce beyitle kendini kabul ettiren bir şair olmuştur. Bireysel duygu ve sevgi içerikli şiirleriyle tanınmıştır.

    Arapça ve Farsça bilen Fuzuli, bu dillerdeki edebiyatları kısa sürede incelemiştir. Ayrıca din alanında tefsir, hadis, hikmet konularıyla da ilgilenmiş, mantık ve matematikle ilgili kitapları okuma fırsatı da elde etmiştir. Şiire hakim olan ve divan şiirinin tüm inceliklerini başarıyla kullanan şair, "Fuzuli" adını, böyle bir takma adı (mahlası) kimsenin beğenmeyeceğini düşünerek kullandığını Divan’ının girişinde açıklar. "İşe yaramayan", "gereksiz" gibi anlamlara gelen "fuzuli" sözcüğünün başka bir anlamı da "erdem"dir.

    (01 fb 1907, 22 Haziran 2008 Pazar, 03:30:22)



Bu başlığın linki: BU KONUDA BİLGİ EKLEMEK İSTİYORUM



27/07/2005 - 24/02/2018

tamamen eglence amaciyla yapilmi$ olan bizarpedia.com'da yer alan tum icerik bilgi amaclıdır. Bu bilgiler, doğru, guncel ve tam olarak duşunulmemelidir. Hukuki yada tıbbi acıdan yada diğer profesyonel hizmetlerden biri tarafından verilen danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.Bu sitede yer alan bilgilerin sorumluluğu yazarlarına aittir. Telif hakkı ihlali yapıldığını duşunduğunuz bilgi varsa, bu ihlali, admin@bizarpedia.com adresini kullanarak site editorlerine iletebilirsiniz.
tum haklari saklidir
copyright©biz@rpedia.com
firma rehberi Altın, Gümüş ve Döviz haber canlı maç skorları canlı tv izle Commodity sitemap
Add to Google

hit tracker

Derlenme Süresi: 0.24563 sn.