Quantcast
Anadolu Selcuklu Devleti - Bizarpedia, bilgi kaynağı
aç/kapa artema

  ANADOLU SELCUKLU DEVLETI

  1. türkler'in, oğuz boyu'ndan, kınık oymağı'nın kurduğu bir devlettir.

    1064 yılında alpaslan babasının amcası oğlu olan kutalmış'ın ayaklanmasını bastırıp, onu öldürdükten sonra, kutalmış'ın oğulları süleyman ve mansur beyleri anadolu'nun fethi ile görevlendirdi. 1077 yılında konya'yı ele geçiren süleyman Şahın anadolu emirliği büyük sultan melihşah tarafından onaylandı. 1078 yılında İznik alındı ve devlet merkezi buraya taşındı. 1080 yılında İznik'i geri almak isteyen bizans orduları yenilgiye uğratıldı. 1086 yılında bağımsızlığını ilan etmek isteyen süleyman Şah, suriye emiri tutuş ile halep önlerinde yaptığı savaşta yenildi ve öldü.

    1092 yılında i. kılıçaslan anadolu'ya geldi ve tahta çıktı. İlk türk denizcisi olan Çaka beyin kızı ile evlendi. 1095 yılında ermenilerin elindeki malatya'yı kuşattığı bir sırada yoksul (lümpen ) haçlılar anadolu'ya girdi. davut bey tarafından bu yoksul toplulukların yok edilmesinden sonra, 1096 yılında şövalyelerden oluşan haçlı ordusu başkent İznik önlerine geldi. haçlılara karşı girişilen saldırılar başarılı olmayınca İznik bizanslılara teslim edildi ve başkent konya'ya taşındı.

    1101 yılında gönderilen haçlı ordularının anadolu'da yok edilmesinden sonra kılıçaslan tam bağımsızlığını ilan etmek ve anadolu'daki beylik ve aşiretleri egemenlik altına almak istedi. 1107 yılında, i. kılıçaslan'ın egemenliğini tanımak istemeyen topluluklarla yapılan savaşta sultan i. kılıçaslan yenildi ve öldürüldü. 1110 yılında anadolu selçuklu tahtına Şsahin Şsah çıktı. 1116 yılında bir darbe düzenleyen i. mesut sultan oldu.

    1146 yılında bizans ordularıyla konya ve aksaray yakınlarında iki savaş yapıldı. aynı yıl ii. haçlı seferi'nin alman orduları anadolu'da yok edildi. fransız orduları kıyıyı izleyerek antalya'ya ulaşabildiler ve oradan deniz yoluyla filistin'e doğru yola çıktılar. sultan i. mesud'un öldüğü 1155 yılından, 1175 yılına dek ülkede bir bunalım devri yaşandı. ii. kılıçaslan 1175 yılında otoriteyi sağlayabildi.

    1176 yılında bizans orduları miryokefalon'da yenilgiye uğratılarak türkler anadolu'ya kesin olarak yerleştiler. Ülkede iktidar kavgalarının olduğu bir dönemde, 1189 yılında iii. haçlı orduları anadolu'yu baştan başa geçtiler. 1192 - 1205 yılları arasında devlette yeni bir bunalım devri yaşandı.

    1205 yılında tahta çıkarak otoriteyi sağlayan i. gıyasettin keyhüsrev, 1207'de antalya'yı alarak ticaretini başlattı. 1211 yılında sultan olan i. İzzettin keykavus akdeniz, sinop'u alarak karadeniz ticaretini başlattı.

    1220 yılında tahta çıkan i. alaattin keykubat devri devletin en güçlü olduğu devirdir. bu devirde alanya alındı, sinop'tan kırım'a ilk deniz aşırı sefer düzenlendi. ermenilerin anadolu'daki siyasal varlığına son verildi. asya'da beliren ve hızla batıya doğru iler-leyen moğol tehlikesine karşı önlemler aldı. moğollar'ın saldırılarından kaçan harezmşahlar erzurum'a yerleştirildi. bunların bölgede derebeyleşmeye başlaması üzerine 1230 yılında yassı Çemen savaşı'nda yenilgiye uğratılarak azerbaycan'a sürüldüler.

    1237 yılında alaattin keykubat'ın zehirlenerek öldürülmesi üzerine yerine ii. gıyasettin keyhüsrev geçti. 1239'da başlayan babai ayaklanması büyük bir katliamla bastırılabildi. 1243 yılında anadolu'ya giren bir moğol ordusuyla kösedağ'da yapılan savaşı selçuklular yitirdi. bu savaştan sonra, anadolu defalarca moğollar'ın yağma ve katliamına uğramıştır. selçuklu devlet otoritesi ve varlığı giderek yok oldu. bunun bir sonucu olarak da İkinci dönem anadolu beylikleri kurulmaya başladı.

    1308 yılında moğollar'ın anadolu'ya gönderdiği valiler selçuklular'ın siyasal varlığına tümüyle son vermiştir.

    (sacmasapan, 01 Ekim 2005 Cumartesi, 19:07:48)
  2. Oğuz Türklerinin Üçoklu Kınık boyuna mensup Selçuklu hükümdar ailesinden Süleyman Şsah tarafından, Anadolu da kurulmuştur. Malazgirt Zaferi yle, Anadolu kapılarını Türklere açan Sultan Muhammed Alparslan, bu savaşa katılan kumandan ve Türkmen reislerine, Anadolu yu Türkleştirme ve İslamlaştırma görevini verdi. Bunlardan, Kutalmışoğlu Süleyman Şsah, Selçuk Bey in oğlu Arslan Yabgu nun torunu olup, Anadolu daki fetih harekatından sonra Antakya dan Anadolu ya girdi. 1074 yılında Konya ve havalisini mahalli Rum despotlarından alarak, fetihlere devamla İznik önlerine geldi. 1075 senesinde İznik i fethederek, emrindeki kuvvetlerin merkezi yaptı. Böylece Türkiye Selçuklu Devletinin temeli atılmış oldu.

    Süleyman Şsah, Bizans ın mahalli ve merkezi tekfurlukları arasındaki çekişmelerden faydalanarak, bölgede hakimiyetini güçlendirdi. İznik te yeni bir Türk devletinin kurulması, Anadolu ya gelen Türkmenlerin birleşmesini temin edip, doğudaki Müslüman Türklerin büyük topluluklar halinde bölgeye gelmelerine sebep oldu. Bölgede Türk nüfusunun artarak devletin güçlenmesiyle; Bizans ın kötü idaresi, bitmek bilmeyen iç savaşlar ve isyanlar sebebiyle perişan olan yerli halk da, Süleyman Şsah ın idaresinde huzur ve sükuna kavuştu. Bu sayede Anadolu Selçuklu Devleti, sağlam bir temele oturdu. Hürriyet ve adalete kavuşan yerli halk, kısa zamanda seve seve Müslüman oldu. Çeşitli gayelerle bölgeye gelen Türkmenleri emrinde birleştiren Kutalmışoğlu Süleyman Şsah, Anadolu da birlik ve hakimiyetini güçlendirmek, Fırat boylarında ve Kilikya taraflarında toplanmaya çalışan Ermeni gruplarına mani olmak için harekete geçti. 1082 yılında Çukurova ya giden Süleyman Şsah, Adana, Tarsus ve Misis dahil tüm bölgeyi zaptetti. 1084 te Hıristiyanlardan Antakya yı aldı. 1086 da Suriye Selçuklu meliki Tutuş la yaptığı savaşta yenildi ve savaş meydanında vefat etti. Oğulları, Selçuklu Sultanı Melikşah ın yanına gönderildi. Devlet bir süre Süleyman Şsah ın İznik te vekil bıraktığı Ebü l-Kasım tarafından yönetildi.

    Selçuklu Sultanı Melikşah ın 1092 de vefatından sonra, İran dan kaçarak gelen Kılıç Arslan, İznik te merasimle karşılanıp, Türkiye Selçuklu tahtına çıkarıldı.

    I. Kılıç Arslan, tahta çıkar çıkmaz, devleti yeniden teşkilatlandırdı. İznik i mamur bir duruma getirdi. İçte otoriteyi sağladıktan sonra, hemen gaza ve akınlara başladı. Marmara sahillerine yerleşmeye çalışan Bizanslıları bu bölgeden çıkardı. Batıyı emniyete aldıktan sonra doğuya yöneldi ve 1096 yılında Malatya yı kuşattı. Fakat, bu sırada Haçlıların Batı Anadolu ya girmesi üzerine, I. Kılıç Arslan, kuşatmayı kaldırıp hızla geri döndü.

    Avrupa daki meşhur imparator, kral, prens, derebeyi ve şövalyelerin büyük bir taassupla katıldıkları Haçlı Seferlerinin ilki 1096-1099 yılları arasında yapıldı. I. Kılıç Arslan, Haçlıları, vur-kaç taktiğiyle imha etti. Ancak, İznik elden çıktığı için, Konya yı payitaht (başkent) yaptı. Bizans imparatoruyla antlaşma imzaladıktan sonra, doğu fetihlerine başladı. 1103 senesinde Malatya yı ele geçirdi. Daha sonra Musul u da topraklarına kattı. Emir Çavlı, Artukoğlu İlgazi ve Suriye meliki Rıdvan ın kuvvetleriyle Habur Nehri kenarında yaptığı muharebede yenilerek, nehre düşüp boğuldu. Kılıç Arslan ın büyük oğlu, Musul valisi Şsehinşah, Emir Çavlı tarafından esir alınarak İsfahan a götürüldü.

    I. Kılıç Arslan ın ölümü ve oğlunun esir düşmesi, Türkiye Selçuklularını çok sarstı. Düşmanları bunu fırsat bilerek, ülke topraklarına saldırdı. Bizanslılar, Batı Anadolu sahillerini işgale başladılar. Bu durum karşısında Türkler, İç Anadolu ya doğru çekilmek zorunda kaldılar. 1110 yılında esaretten kurtulan Şsehinşah, Konya ya gelerek tahta geçti. Şsehinşah ın ve Kayseri emiri Hasan Beyin büyük gayretlerine rağmen, Bizanslıların zulmünden kaçan Batı Anadolu daki Türklerin, Orta Anadolu yaylalarına çekilmesi durdurulamadı.

    1116 yılında Danişmendliler, Sultan Şsehinşah ı tahttan indirip, Şsehzade Mesud u sultan ilan ettiler. Sultan Mesud, Danişmendli tahakkümünden kurtulmaya, Bizanslıları Anadolu dan atmaya ve birliği sağlamaya çalıştı. 1182 yılında, Batı seferine çıktı. Sonra doğuya seferler düzenledi. Bizanslılar, Türklerin Batı Anadolu da ilerlemelerini durdurmak için, İmparator Manuel komutasında bir orduyla Konya üzerine yürüdüler. Bu tehlikeli durum üzerine, Sultan Mesud un oğlu II. Kılıç Arslan, Aksaray da bir ordu hazırlayarak, Konya önündeki Bizans ordusunun karşısına çıktı. Bizans ordusunu, pusu ve taarruzlarla 1145 senesinde ağır bir yenilgiye uğrattı.

    Bu sırada İkinci Haçlı Seferiyle Anadolu ya giren Avrupalılar da, Türk kılıçları önünde duramadı. Selçuklu ordusu, Haçlılar karşısında büyük başarılar elde etti. Bu zaferler, istikrar ve yükselme devrini tekrar başlattı. Halka adaletle muamele etmesi sebebiyle, Hıristiyanların bir çoğu, Bizans yerine Türk idaresine bağlandı. Bir çok eser inşa ettiren Sultan Mesud, kırk yıl saltanatta kaldıktan sonra, 1115 senesinde vefat etti. Yerine oğlu II. Kılıç Arslan tahta çıktı. O da babasının yolunda giderek, büyük hamleler yaptı. Anadolu nun siyasi birliğini kurmaya, ekonomik ve kültürel yükselişini sağlamaya çalıştı. Doğu seferine çıkarak, devletin hudutlarını Fırat nehrine kadar genişletti. Bizanslılar ve yardımcı kuvvetlere karşı, 1176 Miryokefalon (Düzbel/Karamukbeli) Meydan Savaşı nı kazanarak, Anadolu yu yurt edinen Türklerin bölgeden atılamayacağını ispatladı. Akıncılarını, Batı Anadolu nun fethiyle görevlendirdi. 1182 yılında, Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir havalileri fethedildi. Denizli ve Antalya kuşatıldı. Danişmend arazisi ve Çukurova zaptedildi.

    Kazanılan zafer ve başarılarla siyasi birlik ve sınır emniyeti sağlandı. Ekonomik ve kültürel yükselme başladı. Bir süre sonra II. Kılıç Arslan, mücadeleyle geçen uzun saltanat yıllarındaki yorgunluğu ve ihtiyarlığını mazeret gösterip istirahata çekildi. Sahip olduğu toprakların idaresini onbir oğlu arasında taksim etti. Kendisi Konya da büyük sultan olarak kaldı. Oğullarının her biri bir vilayette yönetimi ele aldı. Bu sırada Selahaddin Eyyubi nin Kudüs ü zaptetmesi, Üçüncü Haçlı Seferinin başlamasına sebep oldu. Anadolu dan geçmeye çalışan kalabalık Haçlı ordusu, şehzadelerin direnişiyle karşılaştı. Yaptıkları çete harpleriyle Haçlı ordusuna büyük kayıp verdirdiler. Fakat çok kalabalık olan Haçlıların bir kısmı, Filistin e ulaştı.

    II. Kılıç Arslan, 1192 senesinde Konya da vefat etti. Yerine büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. Fakat, kardeşleri onun iktidarını kabul etmeyince, aralarında saltanat mücadelesi başladı. Tokat meliki Rükneddin Süleyman Şsah, 1196 yılında Konya yı zaptetti ve saltanatını ilan etti. Birliği sağladıktan sonra Bizans ı tekrar senelik vergiye bağladı. İç mücadelelerden yararlanarak hudut tecavüzlerine başlayan Ermenileri cezalandırdı. Gürcüler, Saltukluların zayıflamasından istifade ederek, Erzurum a kadar gelince, Doğu Seferine çıktı. 1201 yılında, Saltuklu Devletine son verdi. Artuklular ve Mengücüklerden aldığı yardımla, Erzurum dan Gürcistan üzerine sefere çıktı. Sarıkamış yakınlarında, Gürcü-Kıpçak ordusunun baskınına uğradı ve mağlup oldu. Tekrar Gürcistan seferine çıktıysa da, yolda hastalanarak 6 Temmuz 1204 tarihinde vefat etti. Konya da Künbedhane ye defnedildi. Yerine oğlu III. Kılıç Arslan geçti. Fakat çok geçmeden Gıyaseddin Keyhüsrev, Türkmen beylerinin davetiyle, küçük yaştaki yeğeni Kılıç Arslan ın yerine, tekrar Türkiye Selçukluları sultanı oldu.

    Gıyaseddin Keyhüsrev, devletin hudutlarını emniyete almak için, Bizanslılar ve Ermenilerle mücadele etti. Dördüncü Haçlı Seferiyle (1204) İstanbul, Latin hakimiyetine girdi. Bizans hanedanı Anadolu ya kaçıp, İznik ve Trabzon da iki devlet kurdu. Bizanslılar, Karadeniz kıyılarına yerleşerek ticaret yollarını kapattılar. Gıyaseddin Keyhüsrev, ticaret yolunu açmak için, 1206 yılında sefere çıktı. Bizanslıları bu bölgeden atarak, Karadeniz yolunu açtı. Ertesi sene Akdeniz sahillerine inerek Antalya yı fethetti. Bu sırada akıncı beyleri, Batı Anadolu da bir çok yeri aldı. Bu fetihler, İznik Bizanslılarını telaşlandırdı. Bizans ordusu ile, 1211 senesinde Alaşehir de yapılan muharebede Selçuklu ordusu büyük zafer kazandı. Savaş bittikten sonra, Gıyaseddin Keyhüsrev, meydanı dolaşırken bir düşman askeri tarafından şehit edildi. Yerine oğlu İzzeddin Keykavus geçti.

    İzzeddin Keykavus, saltanatının ilk yıllarında taht mücadelesini halletti. Daha çok iktisadi meselelere, ülkenin imarına ve kültür faaliyetlerine önem verdi. Kervansaray, cami ve medreseler inşa ettirdi. Verem hastalığına yakalanan İzzeddin Keykavus, 1220 yılında Viranşehir de vefat etti. Sivas ta yaptırdığı darüşşifanın yanındaki türbesine defnedildi. Yerine kardeşi Alaeddin Keykubad geçti.

    Sultan Alaeddin Keykubad zamanı, Türkiye Selçuklularının en kudretli, en müreffeh ve en parlak devri olarak geçti. Anadolu nun emniyeti içi başta Konya, Kayseri ve Sivas olmak üzere, şehirleri surlarla tahkim ettirdi. Moğol tehlikesine karşı hudutlarda tedbir aldı. Bu işleri sırasında fetihlere de devam etti. Askeri ve ticari önemi büyük olan Kolonoras kalesini muhasara altına aldı. 1221 senesinde kaleyi fethetti. Buraya, sultanın ismine nispetle Alaiye denildi. Moğol tehlikesine karşı tahkim ve askeri tedbirler yanında diplomatik yola da başvuruldu. Moğol Ögedey Kağan a elçi gönderip barış yaptı. Alaeddin Keykubad, saltanatı zamanında Türkiye Selçuklu Devletini, Moğol istila ve zulmünden korudu. Alaeddin Keykubad, 1 Haziran 1237 tarihinde Kayseri de vefat etti. Yerine İzzeddin Kılıç Arslan ı veliaht tayin etmesine rağmen, büyük oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti.

    II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246), Moğollara Kösedağ da yenilince (Temmuz-1243), devletin yıkımı başladı. Kösedağ bozgunundan, Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılışına kadar olan devrede (1243-1308), Selçukluları büsbütün sindirmek için, Moğol faaliyet ve zulmü devam etti. 1259 da, Kızılırmak hudut olmak üzere devletin ikiye ayrılması, 1262 de Karamanlılar ın isyan ederek Konya üzerine yürümeleri, 1276 da Moğollara karşı Hatıroğlu İsyanı, 1277 de Mısır Memluk Sultanı Baybars ın, Hatıroğlu nu desteklemek için Anadolu ya girip Kayseri ye kadar gelmesi, Karamanoğlu Mehmet Bey in 1277 de Konya da yeni bir sultanı tahta çıkartma girişimiyle, Cimri hadisesi gibi çeşitli siyasi, ekonomik ve sosyal çalkantılar meydana geldi. Anadolu Selçuklu Devletinin çöküşü başlayınca, Moğol zorbalığının önüne geçmek için Türk beyleri ve Anadolu halkının yer yer mücadelesi görüldü. Çökmekte olan devletin yıkıntıları üzerinde çeşitli Oğuz boyları, Türkmen ve kumandanlar, beylikler kurmaya başladı. Bu beyliklerden, Bizans hududunda kurulan Osmanlı Beyliği nin, Batı Hıristiyan alemine açık fütuhat cephesiyle diğerlerinden farklı stratejik mevkide bulunması; o yönde sürekli genişleme imkanı bulduğu gibi, dar ve sıkışık beyliklerin reislerine yerine göre dostça, bazen de baskı yaparak, bütün Anadolu yu kendi idaresinde toplamasını, 20. yüzyılın başlarına kadar üç kıtaya hakim olmasını sağladı.

    Anadolu Selçuklu Devleti toprakları üzerinde Moğollar, Haçlı istila hareketi neticesi gibi korkunç katliam, yıkım ve dehşet saçıcı hadiselerle bölgeyi işgal ettiler. Moğol istilasıyla, Anadolu Selçuklu Devleti, 14. yüzyılın başında yıkıldı. Anadolu, Moğol kontrolüne girdiyse de, 14. yüzyıldan sonra bölgede Osmanlı hakimiyeti başlayıp, Haçlıların ve Moğolların açtığı yaraları kapamaya çalıştı.

    Türkiye Selçuklularını, Oğuzların Üç Oklar kolunun Kınık boyuna mensup Selçuklular kurup yönettiler. Devlet teşkilatı, sağlam bir esasa sahipti. Türkiye Selçukluları; Karahanlı, Büyük Selçuklu ve Abbasilerin yanında diğer Türk ve İslam devletlerinin teşkilatlarından da büyük ölçüde faydalandılar. Bunları mükemmel bir şekilde kendi bünyelerine uydurdular. Sultanlar, devletin idaresinde hissedilen ihtiyaçlara göre teşkilatlarını genişlettiler ve zaman zaman da yenileme yoluna gittiler. Devletin, hanedan mensupları arasında bölüşülmesinin; bölünmeye ve saltanat mücadelesine sebep olduğu görüldü. II. Kılıç Arslan dan sonra merkeziyetçilik geliştirildi.

    Devlet, önceki Türk hakimiyetlerinde olduğu gibi, hanedanın ortak sorumluluğu altındaydı. Devleti idare eden hükümdarın ise, hanedan mensubu olması şarttı. İsimleri Türkçe ve İslami idi. Ayrıca, halife ve alimler tarafından künye ve lakaplar verilirdi. Tahta yeni çıkan sultanlar, halifeye hükümdarlıklarını tasdik ettirirler, adlarına hutbe okutur ve para bastırırlardı. Savaşlarda veya herhangi bir gezide, hakimiyet alameti olarak, sultanların başları üstünde, atlastan veya altın işlemeli kadifeden yapılmış bir çetr (şemsiye) tutulur, daima yanında hazır bulunan kös, sultanın kapısında günde beş kez nevbet çalardı. Vilayetlerdeki meliklerin, günde üç nevbet çaldırma hakları vardı. Sultanlar, haftanın belli günlerinde devlet erkanını ve emirleri huzurlarına kabul eder ve onların görüşlerini alırlardı. Sultan iktaların dağıtılması, kadıların (hakim) tayini, devlete bağlı beylik ve sultanlıkların başına geçenlerin tayinlerini onaylar, hükümete karşı işlenen cürümlerle uğraşan yüksek mahkemeye de başkanlık ederdi. Devletin idaresi, birinci derecede sultana ait olmakla birlikte, bizzat kendisi mevcut kanunlara uyardı. Sultan, adalet mekanizmasının sağlıklı olması için, haftada iki gün halkın derdini dinlerdi.

    Sultanlar, sarayda otururdu. Sarayda Hacibü l-Hüccab, Üstadüddar, Silahdar, Emir-i Alem, Camedar, Taştar veya Ã?bdar, Emir-i Çaşnigir, Emir-i Ahur, Emir-i Şsikar, Emir-i Devat, Emir-i Mahfil, Serheng-i Nedim, musahip görev yapardı. Bunlar, sultanın en emniyetli adamları arasından seçilir ve her birinin emrinde askeri kıtalar bulunurdu.

    Ordu; Gulaman-ı Saray, hassa ordusu, hanedana mensup meliklerin kuvvetleri, Türkmen kuvvetleri, tabi kuvvetler, ücretli askerler ve donanmadan oluşurdu. Ordunun ve idarenin esasını, mahallinde çiftçilerin ödediği vergilerle beslenen Türk ikta askerleri teşkil ederdi. Orduda, dini vazifeleri görmek ve gaza ruhunu canlı tutmak maksadıyla alim, derviş ve mutasavvıflar bulunurdu. Silah olarak, ok, yay, kılıç, kargı, çomak, gürz, mızrak, topuz, nacak, mancınık, merdiven, seyyar kule kullanılırdı. Ordudaki birlikler, çeşitli bayrak, tuğ ve alem taşırlardı.

    Adli Teşkilat: Türkiye Selçuklularında, şer i davalara her şehirde bulunan kadılar bakardı. Konya da oturan baş kadıya Kadı l-kudat denirdi. Bu kadılar, tereke (miras), hayrat işleri ve vakıfların idaresine bakarlardı. Selçuklularda örfi davalara bakan mahkemeler de bulunurdu. Bu mahkemeler, asayiş, devlet amirlerine itaatsizlik ve siyasi suçlar gibi davalara bakarlardı. Bu örfi mahkemelerin başında, emir-i dad bulunurdu. Kadıların verdikleri hükme itiraz edilemezdi. Ancak yanlış verilen bir hüküm olursa, diğer kadılar tarafından altı imzalanarak, sultana arz edilirdi. Kadıların yüksek medrese tahsili görmüş, İslam ahlakıyla ahlaklanmış kimseler olması şarttı. Müftiler, Hanefi mezhebine göre fetva verirlerdi.

    Eğitim, Kültür ve Edebiyat: Anadolu Selçuklu sultanları, kültür ve medeniyet hizmeti için, ilme ve alimlere değer verdiler. Bir ilim ocağı olan medreselerde eğitim ve öğretim ücretsizdi. Vakıf gelirleri, onların geçimini temin ederdi. Medreselerde İslam ilimlerinden; tefsir, hadis, hadis usulü, kelam, kelam usulü, fıkıh, fıkıh usulü ve tasavvuf yanında, matematik, astronomi, tıp ve felsefe gibi bilimler de öğretilirdi. Genellikle, medresenin yanında, darüşşifa denilen hastane, cami, kütüphane, zaviye, kervansaray, imaret de bulunurdu. Bunlar da birer ilim irfan yuvasıydı. İslam ülkelerinden bir çok alim, Anadolu daki ilim yuvalarına gelip ders verdiler. Başta sultan olmak üzere devlet adamlarından ve halktan iyi muamele gördüler. Türkiye Selçuklu Devletini, ilim ve irfan yuvası haline getiren değerli alimlerin arasında; Şsihabüddin-i Sühreverdi, Necmeddin-i Razi, Muhyiddin-i Arabi, Ahmed Fakih, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli, Sadreddin-i Konevi, Safiyyüddin Muhammed Urmevi, Siracüddin Mahmud Urmevi, İzzeddin Urmevi, Celaleddin Habib, Sadeddin-i Fergani, Fahreddin Iraki, Kadı Burhaneddin, Kutbeddin-i Şsirazi, Ahi Evran, Ebu Hamid Kirmani, Şsems-i Tebrizi, Muhammed Behaüddin Veled, Seyyid Burhaneddin Muhakkık Tirmizi, Şseyh Hüsameddin Çelebi, Mevlana Muhyiddin Kayseri, Şseyh Edebali, İbn-i Türkmani, İbrahim-i Hemedani, Cemaleddin-i Aksarayi gibi devrin en seçkin alimleri vardı.

    Anadolu da Türkmenler, Türkçe konuşup, sözlü ve yazılı edebiyat eserleri meydana getirdiler. Dini ve bazı edebi eserlerde Arapça ve Farsça kullanıldı. Halkın büyük çoğunluğu Türkçe konuşurdu. Daha sonraları Türkçe, edebiyat dili haline geldi. Ahmed Fakih, Hoca Dehhani, Hoca Mesud, Yunus Emre, Türkçe şiirler söyleyip yazdılar. Yunus Emre, şiirdeki büyük kudreti ve tasavvuf aşkıyla, Türkçe nin en güzel, en iyi örneklerini verdi. Göçebeler arasında, Oğuzname ve Dede Korkut destanlarıyla gaziler arasında çok rağbet bulan Danişmendname ve Battalname, bu dönemde sözlü edebiyattan yazılı edebiyata intikal etti. Mevlana Celaleddin-i Rumi ve oğlu Sultan Veled, insanlara doğru yolu gösteren ve nasihat veren eserlerini Farsça yanında Türkçe yle de yazdılar.

    Ticaret: Türkiye Selçukluları, Anadolu yu Müslüman ve gayrimüslim kavimler arasında bir köprü haline getirdiler. Dünya ticaret yollarını açıp, tedbirler aldılar. Ticari ilişkileri zorlaştıran engelleri kaldırıp, ülkenin bir çok yerinde kervansaraylar yaptırdılar. Yolcuların, buralarda hayvanları ile birlikte üç gün ücretsiz kalma ve yemek yeme hakları vardı. Buralara gelen Müslüman ve gayrimüslim, zengin-fakir, hür-köle bütün misafirlere aynı yemeğin verilmesi ve eşit muamele yapılması esastı. Kervansaraylar ve hanlar külliye halinde olup, hepsinin cami ve kütüphanesi vardı.

    Anadolu Selçuklu Sultanlarının Tahta Çıkış Tarihleri

    Kutalmışoğlu Süleyman Şsah / 1076
    Ebü l-Kasım ın naibliği / 1086
    Birinci Kılıç Arslan / 1092
    Fetret Devri / 1107-1110
    Şsehinşah (Melikşah) / 1110
    Birinci Rükneddin Mesud / 1116
    İkinci Kılıç Arslan / 1155
    Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev (Birinci Hükümdarlığı) / 1192
    Rükneddin Süleyman Şsah / 1196
    Üçüncü Kılıç Arslan / 1204
    Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev (İkinci hük.) / 1205
    Birinci İzzeddin Keykavus / 1211
    Birinci Alaeddin Keykubad / 1220
    İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev / 1237
    İkinci İzzeddin Keykavus / 1246
    Ortak İktidar / 1249-1254
    Birinci Keykavus / 1254
    Dördüncü Kılıç Arslan (Ülkenin bir bölümünde) / 1257
    Üçüncü Gıyaseddin Keyhüsrev / 1266
    İkinci Gıyaseddin Mesud (Birinci hük.) / 1284
    Saltanat Mücadelesi / 1296-1298
    Üçüncü Alaeddin Keykubad / 1298
    İkinci Gıyaseddin Mesud (İkinci hük.) / 1302
    Beşinci Kılıç Arslan / 1310
    Moğol Valisi Timurtaş ın Türkiye Selçukluları saltanatına son vermesi / 1318


    (zerodot, 06 Temmuz 2007 Cuma, 13:37:25 ~ 13:38:07)
  3. Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'da kurulan ilk Türk-İslam devletlerinin en güçlülerinden ve en uzun ömürlülerinden biri (1077-1308). Anadolu'nun Türkleşmesinde ve Haçlılarla yapılan savaşlarda en önemli rolü oynadı. Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah'tır. Süleyman Şah, Marmara Denizi'ne kadar Anadolu'yu ele geçirdi, İznik'i kendine başkent yaptı. Yerine oğlu I. Kılıç Arslan (1092-1106) geçti. I. Kılıç Arslan ve I. Mesut (1116-1156) Haçlılar ile mücadele ettiler. II. Kılıç Arslan (1156-1192), Bizanslılara karşı Miryokefalon Savaşı'nı (1176) kazanarak Türk egemenliğini sürekli hale getirdi ve Bizans'ın Anadolu'yu tekrar ele geçirme emellerine son verdi. Anadolu Selçuklu Devleti'nin 1204 yılına kadar olan devri, kuruluş devri olarak kabul edilir. 1204-1237 yılları genişleme ve büyüme devridir. 1204-1237 yılına kadar hüküm süren I.Gıyasettin Keyhüsrev, I.İzzettin Keykavus ve I.Alaettin Keykubat dönemleri, Anadolu Selçuklu Devleti'nin en parlak zamanıdır. Bu dönemde Anadolu Selçuklu Devleti, Karadeniz ve Akdeniz'e ulaştı, Karadeniz'in kuzeyinde Kırım'da önemli bir ticaret limanı olan Suğdak, Anadolu Selçukluları'nın eline geçti. Anadolu, bütün Asya ticaret yollarının birleştiği ve sona erdiği ülkelerden biri oldu. Çok sayıda kervansaray yapımı sonucu, ticaret hayatı güvenlik altına alındı. Türklerin Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra, göçebe Türk boyları tarafından kurulan Türk-İslam devletlerinin hemen hepsi bir süre sonra, kuruldukları bölgenin yerleşik, kentli unsurlarının ekonomik ve kültürel etkisi altına girip kuruluşunda başlıca etken olan göçebe Türk boylarından uzaklaşarak, ekonomik ve kültürel bakımdan onlara ters düşmeye, yabancılaşmaya başlamaktaydılar. Anadolu Selçukluları'nda da bu durum kendini gösterdi. II. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında göçebe Türk aşiretleri, Baba İshak adında bir Türkmen dervişinin önderliğinde Anadolu Selçuklu Devleti'ne karşı ayaklandılar. İsyan çok büyük zorluklarla bastırıldı ve bu olay, Anadolu Selçukluları'nın gücünü çok sarstı. Buna sultanın ve çevresindeki adamların beceriksizlikleri ve ahlaksızlıkları de eklenince, 1243'te Moğollara karşı Kösedağ yenilgisi kaçınılmaz oldu. Bu yenilgiyle birlikte Anadolu, Moğol etkinliği altına girdi. Moğol yönetiminde de yerleşik halk ile göçebe halk arasında ikilik kendini gösterdi. Kentli unsurlar ve onların dini temsilcisi durumunda olan Mevlevi tarikatı, Moğollara karşı uzlaşıcı bir tavır içine girerken, göçebe aşiretler Moğollara karşı amansız bir mücadeleye giriştiler. Bu mücadelede Karamanoğulları ön plana geçti. Moğol yönetimi, Anadolu için her bakımdan yıkıcı ve karanlık bir dönem oldu. Anadolu Selçuklu Devleti, işte bu olaylar içinde ömrünü tamamladı, son Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesut'un ölümü ile tarihe karıştı.
    (01 fb 1907, 31 Aralik 2009 Persembe, 22:28:17)



Bu başlığın linki: BU KONUDA BİLGİ EKLEMEK İSTİYORUM



27/07/2005 - 22/05/2012

tamamen eglence amaciyla yapilmi$ olan bizarpedia.com'da yer alan tum icerik bilgi amaclıdır. Bu bilgiler, doğru, guncel ve tam olarak duşunulmemelidir. Hukuki yada tıbbi acıdan yada diğer profesyonel hizmetlerden biri tarafından verilen danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.Bu sitede yer alan bilgilerin sorumluluğu yazarlarına aittir. Telif hakkı ihlali yapıldığını duşunduğunuz bilgi varsa, bu ihlali, admin@bizarpedia.com adresini kullanarak site editorlerine iletebilirsiniz.
tum haklari saklidir
copyright©biz@rpedia.com
haber altın fiyatları canlı maç skorları sitemap
Add to Google

hit tracker

Derlenme Süresi: 0.54386 sn.