Quantcast
Avarlar - Bizarpedia, bilgi kaynağı
aç/kapa artema

  AVARLAR

  1. asya'nın doğusunda güçlü bir devlet kuran bu kavim çeşitli türk topluluklarını da federal yapısının içine almıştır. bu kavime türkler apar, Çinliler juan juan ( Çin'de bir böcek adı) ve avrupalılar da avar adını verir. 552 yılında egemenlikleri altında yaşayan göktürklere yenilen avar toplulukları, batıya doğru göç etmeye başladılar. yolları üzerindeki sibirleri yenilgiye uğratarak romanya'ya kadar gelip buraya yerleştiler.560 yılında burada güçlü bir devlet kurdular. balkanlar'ın büyük bir bölümünü ele geçirdiler.619 ve 626 yıllarında sasaniler'le birlikte konstantinepolisi (İstanbul ) iki kez kuşattılar. vii. yüzyıl'da federasyonları dağılmaya başladı ve güçlerini yitirdiler. 805 yılında da franklar'ın saldırıla-rıyla yıkıldılar. federasyon içinde yer alan avar toplulukları da hıristiyan-katolik inanışı-nın ve latin kültürünün etkisinde kalarak asimile oldular.
    (sacmasapan, 01 Ekim 2005 Cumartesi, 19:50:49)
  2. Orta Avrupa da, Frank krallığı ile Bizans imparatorluğu arasında, eski Hun, Sabar kalıntıları ve Ogurlar (Bulgarlar) gibi Türk kütlelerinin desteği ile, kudretli bir devlet kurarak, çeşitli Germen ve özellikle kalabalık İslav kabilelerini hakimiyetleri altına almak suretiyle, 250 sene kadar (558-805), Avrupa siyasetine yön veren Avarların kimliği meselesi, tarihçi ve dilcileri hayli uğraştıran başlıca konulardan biri olmuştur. Hala da, uzmanların fikir birliği haline geldikleri bir sonuç ortaya çıkmıştır denemez ise de, Avrupa Avar Hakanlığı kurucularının Türklüğü, araştırmalar ilerledikçe daha da kesinlik kazanmaktadır.
    Vaktiyle, Moğolistan daki Juan-Juan devleti (4. yy. başları- 552/555), Göktürkler tarafından yıkıldıktan sonra, tahminen 20 bin kişilik bir kütlenin batıya doğru göçtüğüne dair, Bizans tarihçisi Th. Simokattes deki (7. yy. 2. çeyreği) bir haber, 558 de Bizans ın doğu sınırlarından elçi göndererek kendilerine yardım ve yerleşecek arazi verilmesini rica eden kütle ile, Orta Asya dan batıya yöneldikleri, daha sonra da Avrupa içlerine ilerledikleri söylenen bu grup arasında bir bağlantı kurulmasına yol açmış ve Juan-Juanların umumiyetle ve hatalı olarak "Avar" ve çok defa "Asya Avarları" diye anılması, bu bağlantı fikrini kuvvetlendirmiş, diğer taraftan, Juan-Juanlar Moğol kabul edildiklerinden, Avrupa Avarlarının da aynı soya mensup bulunması, tabii sayılmaya başlanmıştır ki, geçen asır sonlarında Moğolistan da, Avrupa Avarlarını hatırlatan Var-guni (Bar-guni) adlı bir kabilenin yaşadığının tespit edilmesine ilaveten, Macaristan da Avar çağına ait mezarlardan çıkarılan insan iskeletlerinin, çoğunlukla Mongoloid bulunduğunun beyanı ve üstelik Avar hakanının adı olan Bayan ın Moğolca bir kelime olduğu iddiası, bu kanaati perçinlemiş gibidir.

    Burada durumu kısaca aydınlatabilmek için, şu üç hususun belirtilmesi faydalı olacaktır.

    a) Bizans tarihçisi Priskos (5. yy. ortaları), daha Orta Asya da Juan-Juan hakimiyetinin çökmesinden 100 sene önce (461-465 hadiseleri), Batı Sibirya bölgesinde "Avar" kavminden bahsetmiştir. Diğer bir kaynak (Zakharias Rhetor, 550 sıraları) da, yine Moğolistan hadiselerinden önce, batıda bir "Abar" topluluğunu zikretmektedir. Bunlara ilaveten, eski Grek coğrafyacısı Strabon un (M. 1. yy) eserinde "Abar-noi"lerin bahis konusu edildiği, hatta, çok daha eski tarihlerde Grek efsaneleri ile karışık olarak "Abaris" adının geçtiği bildirilmektedir.

    b) Bu kayıtlara göre, bahis konusu Avarların (Abar), M. S. 555 te tamamen yıkılan Moğolistan Juan-Juanları ile bir ilgisi olmayacağı açıktır.

    c) Esasen, dikkate değer ki, Bizans tarihçisi Th. Simokattes (7. yy. 2. çeyreği), Avarlar hakkında "Hakiki Avar" ve "Sahte Avar" diye bir ayırım yapmıştır. Bu kayıt üzerindeki incelemelerde varılan sonuçlara göre, "Sahte Avar" denilen kütle, aslında, Batı Türkistan-Kuzey Kafkasya arası ve Don-İtil (Volga) nehirleri dolaylarındaki Ogur boylarına komşu olarak yaşayan ve Bizans kaynaklarında (Menandros, 6.yy. sonları) "Avar" adı ile anılan Warkhonlardır ki (yani Var ve Hun: Simokattes te), Göktürkler, Hunlar gibi Y li Türk lehçesi konuşan bu iki Türk grubu, önce 350 yılını takiben, bağlı oldukları Juan-Juan idaresini terk edip, batıya yönelerek, Türkistan-Afganistan-Kuzey Hindistan da Ak Hun (Eftalit) Devleti nin kuruluşuna katılan, sonra da, Juan-Juanların 458-459 yılında Tabgaç orduları karşısındaki yenilgileri üzerine, yine Moğolistan daki yabancı hakimiyetinden koparak, Hazar-Aral kuzeyi sahasına gelen War (Var) ve Hun adlı Türk kabileler birliği idiler ve yaptıkları işe uygun olarak, batıda topluca Apar (Abar, Avar) diye anılmışlardır.

    Demek ki, Avrupa Avar hakanlığının kurucularını ve hakim zümresini, Asya içlerinden gelen ve güney Rusya düzlüklerinde karşılaştıkları Ogur boyları ile birlikte, aralarında, Göktürklerin siyasi genişlemesi dolayısıyla baskı altında kalarak batıya çekilen bazı Moğol ve Alan gibi İranlı yabancı unsurların da bulunduğu kalabalık Türk kütleleri teşkil ediyordu.

    Esasen Avar hakanlığında mevcudiyeti anlaşılan bazı Türk idari makamlar, yine Türkçe deyimlerle anıldığı gibi (Tudun, Yugruş, Tarhan, Boyar, Ban vs. unvanları), adları tarihe geçmiş Avar devlet adamları, şüphesiz Türk menşeli idiler; ünlü hakan Bayan ın adı da Türkçe bir kelimedir.

    Avar çağı mezarlarındaki iskeletlerde, Mongoloid tipin fazlasıyla baskın olduğu beyanı da inandırıcı olmaktan uzak görünmektedir. Zira, Avar imparatorluğu nüfuz sahasına giren bölgelerde (Macaristan, Arnavutluk, Hırvatistan, Çekoslovakya, Avusturya, güney Almanya), 1970 lere kadar yapılan, Avar çağı ile ilgili arkeolojik kazılarda çıkarılan insan iskeletlerinde Germen, İslav, İranlı, Fin-Ugor gibi türlü tipler arasında Türk tipinin de (braki-sefal) dikkati çekecek ölçüde olduğu, hatta bazı buluntu yerlerinde, asli Türk soyunu temsil eden "Andronovo tipi"ne bile % 10-15 gibi, oldukça yüksek bir nispette rastlandığı tespit edilmiştir.

    558 yılında Sabar hakimiyetini yıkıp Kafkaslar a doğru ilerleyerek, İranlı Alanlar ve Ogur boylarını tabiiyete aldıktan sonra, Bizans a elçi gönderen Avarlar, yıllık vergi ve kendilerinin yerleşebilecekleri arazi istediler. O sıralarda bir yandan Balkanlar da, Dalmaçya da geniş çapta fetihler ile, bir yandan da Trakya yı ansızın istilaya girişen Ogurlara karşı mücadelelerle meşgul olan imparator Justinianos, vergiyi reddetmemekle beraber, ülkesine bir Avar akınını durdurmak maksadıyla, aşağı Tuna havzasında, başta Antlar olmak üzere kalabalık Slav kütlelerinden bir set kurmağa çalıştı.

    Fakat, 562 de bu engeli kolayca parçalayan Avarlar, Aşağı Tuna yı işgal ederek, Bizans ile sınırdaş oldular ve Avrupa içlerine kadar akınlara başladılar. İmparator Justinianos un (565-578) vergiyi ödemede tereddüt göstermesi dolayısıyla de, 565 lerden itibaren, Hakan Bayan ın idaresinde Bizans ı baskı altına alarak, orta Karpatlar a girdiler; Tuna nın batısındaki Germen kavimlerinden Longobardlarla anlaşarak, Doğu Macaristan daki Gepidleri hakimiyetlerine aldılar ve 568 de Longobardların Kuzey İtalya ya göçmeleri üzerine de, bugünkü Macaristan ı tamamıyla işgal ettiler.

    Böylece Avarlar, Orta Avrupa da büyük bir devlet kurmuş oluyorlardı. Bundan sonra, batıda Frank kıralı Siegebert i mağlup ederlerken, 582 lerde, güneyde Singidunum (Belgrad) ve Sirmium (Eszek) gibi, mühim Bizans sınır şehir-kalelerini ele geçirmişlerdi. Yukarıdaki fetihleri yapan büyük teşkilatçı Bayan Hakan ın, 592 yılında İstanbul a yürümek maksadı ile Çorlu ya kadar gelerek Bizans başkentinde korku uyandırdığı tarihte, Don nehrinden Galia ya, Kuzey İslav bölgelerinden İtalya ya kadar her taraf, Avar askeri faaliyet sahası haline gelmişti.

    Asıl çekirdeğini Türk unsur teşkil etmekle birlikte, çeşitli İslav ve Germen kabilelerinden toplanan kalabalık yardımcı kıtaların desteklediği ordusu ile, bilhassa başlıca pazar şehirlerini ve ticaret yollarını daima elde ve emniyet içinde tutmağa gayret ettiği anlaşılan Avar hakanlığının, Avrupa da 200 yıl kadar süren hakimiyeti devrinde, mühim askeri teşebbüsleri, İstanbul kuşatmalarıdır. Sasanilerle anlaşarak yapılan ve İmparator Herakleios a (610-641) başkenti terk edip Kartaca ya gitmeyi düşündürecek kadar baskılı olan ilk muhasaradan (617 veya 619) sonra, ikinci harekat, yine Sasani İmparatorluğu ile ortaklaşa gerçekleştirilmişti (626).

    İran-Bizans savaşlarının şiddet kazandığı ve Şsehinşah Husrev II nin (590-628), bütün el-Cezire, Filistin ve Suriye yi ele geçirdiği bu yıllarda, Doğu Karadeniz sahillerinde bulunan imparator Herakleios, Hazar Türklerinden askeri yardım sağlamak üzere Tiflis e giderken, Şsahvaraz kumandasındaki İran ordusu, bütün Anadolu yu geçerek Boğaziçi ne ulaştığı zaman, Bulgar kuvvetleri ile takviyeli Avar ordusu da Balkanlar ı ve Trakya yı aşarak İstanbul surları önüne gelmiş bulunuyordu. Gerçek kuşatma, Avar ordusu tarafından yapılmakta idi (626, Temmuz-Ağustos).

    Patrik Sergios ile Patricius Bonos tarafından müdafaa edilen başkentte büyük heyecan uyandıran bu harekat, tarihi hatıralar bırakmıştır. Bizans ta kurtuluşu anmak üzere "bayram" ilan edilen gün ("Büyük Perhiz in beşinci haftasındaki Cumartesi günü), kiliselerde ayinler şeklinde yüzyıllarca devam etmiş ve "Akathistos" ilahisinin, bu Avar kuşatması ile ilgili olduğu anlaşılmıştır. Kuşatma, donanmasızlık yüzünden başarıya ulaşmamış ve Avar ordusunun sonuç alamadan, müşkül şartlar altında çekilmek zorunda kalması, hakanlığın, nüfuz ve itibarını kaybederek zayıflamasına yol açmıştır.

    Yardımcı kuvvetler dağılmış ve bilhassa hakanın 630 da ölümünden sonra, tabi kütleler, Bizans ın da teşvik ve desteği ile baş kaldırmış, uzun mücadeleler neticesinde, Balkanlar, Bulgarlara geçmek üzere elden çıkmış, Tuna-Sava bölgesi Hırvat-Sloven gibi Slav kabilelerine, Bohemya sahası da Çeklerin atalarına terkedilmiştir. Bu suretle, bir hasım devletler çemberi içine alınan ve iktisadi imkanlarını kaybeden Avar hakanlığı, 8. asır boyunca gittikçe kuvvetten düştü ve 791 den itibaren 15 yıl aralıksız devam eden ve amansız bir din muharebesi yapan Frank İmparatorluğunun (Karolus Magnus=Şsarlman zamanı: 768-814) hücumları (Orta Macaristan daki Avar başkent müstahkem mevkii, 796 da Pepin tarafından zaptedilmişti) sonunda, tamamen ortadan kalktı (805). Parçalanan Avar grupları, Doğu Macaristan ve Balkanlar a dağıldı, kısa zamanda Hıristiyanlaşarak, yerli kalabalık içinde eridi.

    Bununla beraber, Avar tesiri, Avrupa da devamlı olmuş görünmektedir. Hırvatların en büyük askeri-idari unvanlarından olan "Ban" (Göktürkçe Baga, Avar dilinde Bagan; Ayrıca Bulgarlarda, Macarlarda mevcut) Boyar ve Yugruş gibi, Yunanistan da Navarino (=Pylos, aslı Avarino) ve Arnavutluk ta Antivari (=Bar, eskiden Civitas Avarorum) şehirlerinin adları da onların hatıralarından izlerdir. Ayrıca, Macaristan da ortaya çıkarılan Avar çağı arkeolojik eserleri (dökme aletler ve üzerlerinde hayvan mücadele tasvirleri ve grifonlar bulunan at koşum takımları), Orta Asya da gelişen Türk sanatının (hayvan üslubu), Avrupa daki örnekleri kabul edilmekte ve bu üslubun izleri, Merovingler devrinde Fransa da da görülmektedir.

    Arnavutluk taki Prostovats altın hazinesi, Avar lara ait olduğu gibi; arkeolojik araştırmalar, Avar Türk sanatının, Germen ve İslav sanatları üzerindeki tesirini ortaya koymuştur. Orta Macaristan ın Nagy Szent Miklos mevkiinde 1799 da ele geçmiş olup, hangi Türk kavmine ait bulunduğu hala münakaşa edilen, üzerleri Türkçe yazı kitabeli 23 parça altın kaptan müteşekkil ünlü hazinenin, Avar çağından kaldığı da ileri sürülmüştür.

    Sonuç olarak; Avarlar ın Avrupa daki iki yüzyıldan fazla süren hakimiyeti, Avrupa tarihi bakımından bir kaç cihetle mühimdir; evvela, ilk defa olmak üzere Slav kavimleri, Türk hakimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar, Türk devlet ve askeri teşkilatının tesiriyle bunlar, kabile hayatı basamağından devlet teşkilatı basamağına çıkmak imkanını bulmuşlardır. Saniyen [ikinci olarak], Türklerle, muhtelif German (Frank) zümreleri arasında karışma artmıştır; bu münasebet, ekseriyetle karşılıklı mücadeleden ibaret olmakla beraber, her iki kavim, komşu olmak sıfatıyla herhangi bir şekilde modus vivendi [hayat tarzı, çelişen menfaatler arasında bulunan ortak nokta] bulmak mecburiyetinde idiler.

    Avar hakanlığının, özellikle Slav kavimleri üzerinde büyük tesiri olduğu anlaşılıyor. Balkanlar da ilk Slav unsurlarının esaslı bir şekilde yerleşmelerinin, Avarlar tarafından alınan tedbirlerin bir neticesi olduğu malumdur. Bu Türk kavminin, güney ve doğu Slavlarını uzun bir zaman hakimiyetleri altında bulundurduklarını ve bir çok Slav kabilelerinin, Avarlar tarafından müthiş hezimete uğratıldıklarını gösteren emareler mevcuttur.

    4. yüzyıla kadar Germen Gotların, daha sonra Hun İmparatorluğuna bağlı olarak Türklerin hakimiyetine giren Slav toplulukların tarihi, o zamandan itibaren, aşağı yukarı "Türk tarihinin bir parçası" durumuna girmiştir. Kalabalık İslav kütlelerinin, çeşitli Doğu Avrupa bölgelerine ve Balkanlar a dağılması hadisesi, daha çok Avarlar devrinde vukua gelmiş ve bu büyük ölçüdeki göçler, Avar Hakanlığınca ihtiyaç duyulan toprak mahsullerini elde etmek için, onlara tarım işleri, aynı zamanda, sınır bekçiliği yaptırmak maksadı ile, Avar idaresi tarafından hazırlanmış ve tatbik edilmiştir.

    Bu suretle türlü İslav kabileleri, bugünkü Çekoslovakya ya [Çek Cumhuriyeti, Slovakya], Elbe nehri boyuna, Dalmaçya kıyılarına, Balkanlar a sevk edilmişlerdir. 750 sıralarında, Atina çevresinde "Avar" denilen Slavlardan bahsedilmekte, aynı devirlerde Hırvatları Adriyatik sahiline götüren başbuğların şu adları sıralanmaktadır: Kilik, Lobel (Alp-el ), Kösenci (Koşuncu), Buga, Tugay. Pannonia (Batı Macaristan) ve Morva İslavlarının başında, İslavlaşmış Avar beylerinin bulunduğu ileri sürülmekte, diğer taraftan Germen kabilelerinin Çek memleketindeki yurtlarından ayrılmalarının, savaş kabiliyetleri pek zayıf olan İslavlar yüzünden değil, Avar başbuğlarının baskısı sonucu vukua geldiği ve bu hadisenin, Doğu Almanya da meydana çıkan Avar sanatı ile ilgili eserlerde de doğrulandığı bildirilmektedir.

    Böylece, 584 de, piskopos Suriyeli Johannes in ifadesi ile "Eskiden ormanlardan dışarı çıkmağa cesaret edemezken, Avarlar sayesinde savaşa alışan ve altın, gümüş, at sürüsü sahibi olan Slavların, sistemli göçürülmeleri yolu ile, günümüz Orta ve Doğu Avrupa etnik haritasının, Avar hakanlığı tarafından çizildiği anlaşılmaktadır. Bugün Kafkaslar da yaşayan Avar zümresinin de, onların torunları olduğu kabul edilir

    (zerodot, 06 Temmuz 2007 Cuma, 13:49:38)
  3. 3. ve 9. yüzyıllar arasında tarihte önemli rol oynamış bir Türk kavmi. Büyük Hun İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra (İ.S. 200 yılları) Asya'da büyük bir imparatorluk kurdular. İmparatorluk gittikçe kuvvetlenerek İrtiş Irmağı'ndan Kore Yarımadası'na kadar uzandı. Çinliler ile yaptıkları bir savaşta yenilerek kuzeye çekildiler. Daha sonra (552) o zamana kadar Avarlara bağlı olan Göktürk İmparatorluğu'nun kurucusu Bumin Han'a yenilerek batıya doğru göç ettiler. Volga Nehri'ni geçip Kırım ve Kafkasya'da yerleştiler. Bir bölümü Göktürklere boyun eğmemek için Çin'e sığındı. Avarların Moğol kökenli oldukları, batıya göç ederken Türkler ile karıştıkları ve yöneticilerinin Türkleştiği sanılmaktadır. 567'de Macaristan'a yerleştiler ve bir devlet kurdular. Avar Hükümdarı Bayan Han, 574'te Bizans'ı haraca bağladı, 598'de Belgrad'ı aldı. Ancak daha sonra Bizans ile yaptığı savaşı kaybetti. Avarlar 626'da İstanbul'u kuşattılarsa da alamadılar. Sonunda Charlemagne 8. yüzyılda Avar Devleti'ni ortadan kaldırdı.
    (01 fb 1907, 02 Ocak 2010 Cumartesi, 22:55:44)



Bu başlığın linki: BU KONUDA BİLGİ EKLEMEK İSTİYORUM



27/07/2005 - 19/08/2018

tamamen eglence amaciyla yapilmi$ olan bizarpedia.com'da yer alan tum icerik bilgi amaclıdır. Bu bilgiler, doğru, guncel ve tam olarak duşunulmemelidir. Hukuki yada tıbbi acıdan yada diğer profesyonel hizmetlerden biri tarafından verilen danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.Bu sitede yer alan bilgilerin sorumluluğu yazarlarına aittir. Telif hakkı ihlali yapıldığını duşunduğunuz bilgi varsa, bu ihlali, admin@bizarpedia.com adresini kullanarak site editorlerine iletebilirsiniz.
tum haklari saklidir
copyright©biz@rpedia.com
firma rehberi Altın, Gümüş ve Döviz haber canlı maç skorları canlı tv izle Commodity sitemap
Add to Google

hit tracker

Derlenme Süresi: 0.26291 sn.