Quantcast
Istanbul - Bizarpedia, bilgi kaynağı
aç/kapa artema

  ISTANBUL

  1. yedi tepeli şehir. tüm türklerin değerini bilmeyip içine ettiği şehir.
    (sacmasapan, 02 Agustos 2005 Salı, 20:41:34)
  2. plaka kodu 34 olan turkiye'nin en buyuk ili
    (mr diablo, 02 Agustos 2005 Salı, 22:33:47)
  3. 1.5 ay sonra muhtemelen hayatimin ilerleyen en az 5 yilina ev sahipligi yapacak beni heyecanlandiran mukemmel silueti olan sehir
    (xx, 07 Agustos 2005 Pazar, 05:16:49)
  4. disaridan goruldugu kadar guzel olmayan sehir.
    (tsigalko, 07 Agustos 2005 Pazar, 10:07:02)
  5. okumak icin 2 yildir yasadigim daha 3 yil yasayacagim tuhaftir ayrilinca ozledigim kavusunca biktigim koca sehir.
    (cormanthor, 07 Agustos 2005 Pazar, 10:43:42)
  6. 20 yasimda gormek kismet olan, bogazi asik eden,karis karis gezilesi sehir,ogrenciligin bambaska oldugu sehir.
    (einstaintane, 10 Agustos 2005 Çarşamba, 01:27:54)
  7. pamela
    in sarkisi:

    bir ortak gecmisimiz var, bir de hep acik yaralar
    kendine hatirlattigin: fazla parlamis anilar
    karsima her yerde cikan otuz yas ustu adamlar
    "hep seni sevmistim" diyen, bir seyler bekler bakislar

    yercekimine yenik ustun, basin
    bir de hep guzel tinlamis adin, adin
    cebinde bir tek numaran kalmis artik
    herkes icin bir tadimlik

    istanbul seni hapsetmis, eski bir banda kaydetmis.
    yuzlerce binlerce insan, aman allah, hep bu sarkiyi soylemis
    istanbul seni kaybetmis, ilaclayip berbat etmis
    davul gibi gerilen derini, aman allah, kim bilir kimler inletmis

    eger "sana ihtiyacim var" dersen; hemen gelebilirim
    kendinden bir vazgecersen eger; gercekten sevebilirim
    askimi gordugun zaman, yenilmis olman farketmez
    sen kendini sevmezsen eger; kimse gercekten affetmez

    (einstaintane, 10 Agustos 2005 Çarşamba, 01:55:57)
  8. tasi topragi altin sehir
    (kedimi7ler, 10 Agustos 2005 Çarşamba, 02:01:19)
  9. 7 seneye yakin sure kaldiktan sonra ancak kurtulabildigim, cok sevmeme ragmen surekli ve uzun sureli asla yasamak istemedigim, kirolarla dolu turkiyenin en buyuk köyü, pardon şehri...
    (beelzebub, 13 Agustos 2005 Cumartesi, 15:21:34)
  10. fatih sultan mehmed'in 1453 yilinda bagirta bagirta feth ettigi sehir...
    (legolas, 15 Agustos 2005 Pazartesi, 15:11:01)

  11. salkim salkim tan yelleri estiginde
    mavi patiskalari yirtan gemilerinle
    uzaktan seni dusunurum istanbul
    binbir direkli halicinde aksam
    adalarinda bahar
    suleymaniyende gunes
    hey sen guzelsin kavgamizin sehri

    ve uzaklardan seni dusundugum bugunlerde
    bakislarimda aksam karanligin
    kulaklarimda sesin istanbul

    ve uzaklardan
    ve uzaklardan seni dusundugum bugunlerde
    sen simdi haramilerin elindesin istanbul

    plajlarinda karaborsacilar
    yagli govdelerini kuma sermistir.
    kurtajli genc kizlar cilve yapar karsilarinda
    balikpazarinda depoya kacirilan fasulyanin
    meyvesini birlikte devsirirler
    sen simdi haramilerin elindesin istanbul

    et tereyagi seker
    padisahin uc ogludur kenar mahallelerinde
    yumurta masaliyla buyutulur cocuklarin
    hurriyet yok
    ekmek yok
    hak yok
    kollarin ardindan baglandi
    kesildi yolbaslarin
    haramilerin gayrisina yasamak yok

    almis dizginleri eline
    bir avuc vurguncu muteahhit toprak agasi
    onlarin kemik yalayan dostlari
    onlarin sazi cazi villasi doktoru discisi
    ve sen esnaf sen soyle sen memur sen entellektuel
    ve sen
    ve sen haktan bahseden ortakoyun cibalinin iscisi
    seni oldururler
    seni surerler
    buhranlar senin sirtindan gecistirilir
    ipek siltelerin istakozlarin
    ve ahmak selameti icin
    hakkinda idam hukumleri verilir

    haktan bahseden namuslu insanlari
    yagmurlu bir mart aksami topladilar
    karanlik mahzenlerinde sehrin
    cellatlara gun dogdu
    kardeslerin acisiyla yanan bir cift gozun vardir
    bir kalem yazin vardir
    dudaklarini yakan bir cift sozun vardir
    soylenmez

    haramiler kesmis sokak baslarini
    polisin kirbaci celladin ipi spikerin cenesi baski makinesi
    haramilerin elinde
    ve mahzenlerinde insanlar bekler
    gonullerinde kavga gonullerinde zafer
    bebeklerin hasreti iclerinde gomulu
    can yoldaslar saklidir mahzenlerinde

    bosuna cekilmedi bunca acilar istanbul
    bulutlarin ardinda damla damla sesler
    gulen cehreleri ve cesaretleriyle
    arkadaslar cikti karsima
    dindi sakalarimin agrisi

    bir kadin yoldas tanirdim
    bir kardes karisi
    hasta cigerlerini tasidigi celimsiz kemikli omuzlari
    ve huzunlu cehresiyle bebelerini seyrederdi
    cellatlara emir verildigi gun haramilerin sarayinda
    gebeligin dokuzuncu ayinda
    ac kurtlarin varoslara saldirdigi
    tipili bir gece yarisi
    sirtinda cok uzak bir koyden indirdi
    otuzbes kiloluk sirrimizi
    zafer kanli zafer kipkirmizi

    bosuna cekilmedi bunca acilar istanbul
    bekle bizi
    buyuk ve sakin suleymaniyenle bekle
    parklarinla koprulerinle kulelerinle meydanlarinla
    mavi denizlerine yaslanmis
    beyaz tahta masali kahvelerinle bekle
    ve bir kurusa yenihayat satan
    tophanenin karanlik sokaklarinda
    koyunkoyuna yatan
    kirli cocuklarinla bekle bizi
    bekle zafer sarkilariyla caddelerinden gecisimizi
    bekle dinamiti tarihin
    bekle yumruklarimiz
    haramilerin saltanitini yiksin
    bekle o gunler gelsin istanbul bekle
    sen bize layiksin


    vedat turkali


    (sacmasapan, 28 Agustos 2005 Pazar, 03:20:13)
  12. duman in ilk albumu eski koprunun altinda da yer alan bir sarki.


    bu $ehir rakiyla ya$ar
    bu $ehir sigarayi ceker
    bu $ehir gunduzu ya$ar
    bu $ehir her geceyi sever

    bu $ehrin adami sover
    bu $ehir kadinini dover
    bu $ehir kanimizi emer
    bu $ehir icin olmeye deger
    istanbul elinden oper.

    (taken, 16 Eylül 2005 Cuma, 23:38:20)
  13. gezilecek gorulecek yerleri cok olan sonbaharda daha bi guzel şehir
    (mavi, 29 Eylül 2005 Persembe, 00:07:35)
  14. dunyanın bir cok yerini gezen/goren insanların dunyanın en guzel şehri olduğu konusunda ortak bir kanıya vardıkları şehir.(mealinde bir soz soylenmişti)
    (battuta, 29 Eylül 2005 Persembe, 12:52:37)

  15. megakent

    gun ve gun duzeleceğine daha da rezalet bir trafiği olan ,turkiye nufusunun hemen hemen ceyreğinin yaşadığı il....turist de coktur ;)ozellikle sultanahmette yerliden cok yabancı vardır.
    gezecek onlarca tarihi mekan vardır..dışardan bakınca iyi hoş gozukur ama pek yaşanılası bir yer değildir,yaşayanların coğu emekli olup daha sakin yerlere goc etmeyi planlarlar..

    (cb, 05 Ekim 2005 Çarşamba, 23:30:16)
  16. ilçeleri;
    adalar
    avcılar
    bağcılar
    bahçelievler
    bakırköy
    bayrampaşa
    beşiktaş
    beykoz
    beyoğlu
    büyükçekmece
    Çatalca
    eminönü
    esenler
    eyüp
    fatih
    gaziosmanpaşa
    güngören
    kadıköy
    kağıthane
    kartal
    küçükçekmece
    maltepe
    pendik
    sarıyer
    silivri
    sultanbeyli
    Şsile
    Şsişli
    tuzla
    Ümraniye
    Üsküdar
    zeytinburnu

    (kedimi7ler, 23 Kasim 2005 Çarşamba, 00:15:26)
  17. gönlüm hasret kaldı köşke seyrana
    bakarım uzaktan yaslı İstanbul
    bilmem nasip midir bir daha gezmek
    ağlarım gözümde tuzlu İstanbul

    görünür uzaktan baksan camiler
    dizilmiş sıraya evler haneler
    gezer sokaklarda çiftler sunalar
    Övmeye münasip süslü İstanbul

    her dakika vardır mevcut vesayet
    otobüs taksi tramvay transit
    İstasyonu iskelesi müsait
    yoktur bir emsali özlü İstanbul

    gezerken olmalı cepte bol paran
    parasız gidene gezmesi haram
    zevki eğlencesi her saat her an
    seyirli neşeli sazlı İstanbul

    gelir vesayetler garp ile Şsarktan
    gezmekten doyulmaz sinema parktan
    Çokları kahrolur hasta yatmaktan
    elemli kederli gizli İstanbul

    belli olmaz gecesiyle gündüzü
    farkedilmez sonbaharı yaz kışı
    denizleri tepeleri var düzü
    yokuşlu engelli düzlü İstanbul

    her yandan üstündür süslü beyoğlu
    ne hoş görünüyor bak cağaloğlu
    Çok fazla gezemem yüreğim dağlı
    Şsanı üç beş değil yüzlü İstanbul

    haydarpaşa eminönü Üsküdar
    gezmeyenler bu dünyadan küs gider
    görenlerde elem kalmaz yas gider
    kahırlı mihnetli nazlı İstanbul

    gözün açıp bu aleme baksana
    gezmek lazım eminönü taksim'i
    fazla yazıp kederlenme noksani
    bedeldir dünyaya bizli İstanbul


    hodlu noksani
    artvin

    (kedimi7ler, 14 Aralik 2005 Çarşamba, 11:24:39)
  18. kamyonlar kavun taşır ve ben
    boyuna onu düşünürdüm,
    kamyonlar kavun taşır ve ben
    boyuna onu düşünürdüm,
    niksar'da evimizdeyken
    küçük bir serçe kadar hürdüm.

    sonra alem değişiverdi
    ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    sonra alem değişiverdi
    ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    mevsimler ne çabuk geçiverdi
    unutmak, unutmak, unutmak.

    anladım bu şehir başkadır
    herkes beni aldattı gitti,
    anladım bu şehir başkadır
    herkes beni aldattı gitti,
    yine kamyonlar kavun taşır

    fakat içimde şarkı bitti.

    cahit külebi

    (kedimi7ler, 26 Mart 2006 Pazar, 00:07:09)
  19. hep uzaktan uzağa sevdiğim,hani derler ya "platonik" olduğum,bana bi dönüp baksa,bi kere kollarını açsa herşey çok daha güzel olacak sandığım,sonra iki günde daha güzelliğini bile göstermeden beni ürküten,korkutan,"sevdiğime pişman eden" sevgili...oysa ne güzel düşlerim vardı boğaza karşı bir film sahnesinden alıntı...demek ki "onlar gerçek değil kızım,film..." diyenler haklıymış.
    (noktalivirgul, 30 Mart 2006 Persembe, 16:45:51)
  20. (bkz: canım İstanbul)
    (01 fb 1907, 15 Mayis 2006 Pazartesi, 13:51:51)
  21. orhan pamuk'un gelecek hafta sonunda almanya'da piyasaya sürülecek olan kitabının adıdır.
    (01 fb 1907, 12 Kasim 2006 Pazar, 18:03:51)
  22. istanbulu kuşatan ilk türk kavmi avarlardır.
    (elsa, 09 Ocak 2007 Salı, 00:22:15)
  23. Marmara Bölgesi'nde, İstanbul Boğazı'nın iki yanında yer alan ile ve bu ilin merkezi olan kent.

    Kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi arasında kalır; doğuda Kocaeli, batıda Tekirdağ illeriyle sınırlanır; kuzeybatıda Kırklareli ile de kısa bir sınırı vardır. Armutlu-Bozburun Yarımadası'nın kuzey kıyısında kalmakla beraber, Yalova da İstanbul'a bağlı bir ilçedir (492 km2). 5.172 km2 alanıyla Türkiye'nin küçük illerinden biridir. İl toprakları, morfoloji bakımından orta kesiminde İstanbul Boğazı ile parçalanmış, az yüksek platolardan meydana gelir.

    Jeologların gençleşmiş peneplen olarak niteledikleri bu plato, özellikle boğazın hemen iki yanında çok tipiktir ve şu üç üniteden oluşur:
    1) Genel eğimi, doğuda Kocaeli Platosu'nda güneydoğu-kuzeybatı; boğazın batısında, Trakya kesiminde de kuzeybatı-güneydoğu olan ve yüksekliği 80-150 m. dolayında bulunan plato düzlüğü.
    2). Bu düzlük içine derin şekilde gömülmüş akarsu vadileri.
    3) Plato düzlüğünün üstünde yükselen kubbemsi tepeler. Bunların başlıcaları, Küçük ve Büyük Çamlıca (226 ve 267 m.), Alemdağ (442 m.) ve ilin en yüksek yeri olan Aydos Dağı (537 m.) ile Trakya'da, Çatalca yakınında Çıplaktepe'dir. (323 m.).

    Karadeniz ile Marmara arasında, boğazda birbirine yaklaşan dar iki yarımada görünümünde olan İstanbul ili, iklim bakımından oldukça çeşitli yörelere sahiptir. Bu çeşitlilik, Türkiye'nin başlıca ana iklim bölgelerinin geçiş yeri üzerinde bulunmasının bir sonucudur. Kuzeyde, nemli Karadeniz; güneyde, etkileri Marmara'nın batısında da devam eden sıcak Akdeniz; Çatalca yöresinde ise İç Trakya'nın az çok karasal iklimleri görülür. İstanbul, hem sıcaklık hem de yağış rejimi bakımından Karadeniz-Akdeniz arasındaki geçiş tipi özelliğini taşımaktadır. İlde büyük akarsular yoktur. Bununla beraber, plato düzlükleri içine gömülü akarsular, boylarına ve havzalarının genişliğine göre, oldukça bol su taşırlar. Başlıcaları, ilin kuzeydoğu sınırında Ağva'da, Karadeniz'e dökülen Riva, Çanak Deresi, Anadolu Yakası'nda, boğaza karışan Küçüksu ve Göksu, Haliç'te son bulan Alibey ve Kâğıthane dereleri ile Terkos, Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerine karışan sulardır. Bu suların bazıları üzerinde, İstanbul kentinin su gereksiniminin bir bölümünü karşılayan barajlar kurulmuştur. Fakat bu bakımdan en büyük kaynak Terkos Gölü'dür. İstanbul ili, nüfus sorunları ve yönetim yöreleri bakımından başka illere benzemeyen bazı özellikler taşır. 1980'de il genel nüfusu 4.741.890'dı. Bu nüfusun 2.909.455'i kentsel ve 1.832.445'i ise kırsal nüfustu. Ancak bu nüfus, günümüzde 9 milyonu aşmıştır. Fakat kentsel nüfusun son derece büyük bölümü, doğrudan doğruya İstanbul il merkezine aittir. İstanbul, Cumhuriyet döneminde en hızlı kalabalıklaşan illerden biridir. Bu hızlı artışın en önemli nedeni, il merkezi ve yakın çevresine yıllardan beri iç göçlerle Anadolu'nun her köşesinden akan nüfustur. Bugün İstanbul'da yerleşmiş bulunan nüfusun yarıdan çoğu, doğum yeri itibariyle İstanbullu değildir. Örneğin İstanbul'da, Kastamonu ili merkezindeki nüfustan çok Kastamonu doğumlu, yine hemen hemen Sıvas il merkezinde yaşayanlar kadar Sıvas doğumlu insan yaşamaktadır. İç göçlerin başta gelen çekim merkezi olması, İstanbul'u bu toplumsal olayın derin etkisi altında bırakmaktadır. Kentin hızla ve anormal koşullar altında büyümesi ve çevresine doğru alabildiğine yayılması, gecekonduların durmadan artması, kentte her türlü belediye hizmetlerinin bu gidişe ayak uyduramayarak her gün daha yetersiz kalması bunun başlıca somut görüntüleridir. İlçelerinin çoğunluğu, İstanbul belediye sınırları içinde yer alır. Bu durum, Ankara ve diğer birkaç büyük il merkezinde de olduğu gibi, Türkiye'nin fazla nüfuslu kentlerine özgü bir niteliktir ve en belirli şeklini İstanbul'da bulur. İstanbul belediye sınırları içinde kalan ilçelerin bir bölümü, kentin merkezi yerindedir ve kırsal nüfusları yoktur. Kentin kenarlarında kalan bazı ilçelerin ise kırsal nüfusları vardır. Örneğin Galata Köprüsü'nün güney ucu ile Sultanhamamı, Sirkeci semtlerini ve Sarayburnu'nu içine alan Eminönü (alanı sadece 4 km2), onun batısında, yine Haliç kıyılarından Marmara'ya kadar inen Fatih (alanı 13 km2), Haliç'in karşı kıyısında Beyoğlu, boğaza açılan Beşiktaş ilçelerinin kırsal nüfusları yoktur. Kırsal nüfusları olan ilçelerde, kent nüfusu yine de ağır basar. Bu nedenle, dar anlamdaki İstanbul kenti, 17 km2 kadar bir alanda bulunduğu hâlde, geniş anlamdaki İstanbul'un yayılış alanı 300 km2'yi geçer. Nüfusun %90'dan fazlası İstanbul anakentinde toplanır. 1984'te çıkarılan Büyükşehir Belediyeleri Kanunu'yla İstanbul'da Büyükşehir belediyesi ve onunla bağlantılı olarak çalışacak ilçe belediyelerinden oluşan yeni bir yönetim yapısı kurulmuştur. İl topraklarında, yarıdan çoğu buğday olmak üzere, 224.000 ton kadar tahıl, 75.000 ton meyve ve 143.000 ton sebze üretilir; 150.000 baş koyun beslenir. Ayrıca, çoğu il merkezi yakınında, yoğun olarak sebzecilik, mandıracılık, tavukçuluk yapılan ve besi hayvanı üretilen çiftlikler de vardır. Fakat tarım alanındaki bu çalışmalar, bugün nüfusu 6 milyonu bulmuş olan ve bunun 5 milyona yakınının tarımsal üretimde hiç rolü bulunmayan kentsel nüfustan meydana gelen İstanbul ili, tüketiminin ancak çok küçük bir bölümünü karşılayabilir. İstanbul, Türkiye'de endüstri, ticaret, ulaştırma gibi tarım dışı ekonomi sektörlerinin ağır bastığı tek ildir ve hammadde, özellikle besin maddelerinin çok büyük bölümünü dış ülkelerden ve Türkiye'nin öteki yörelerinden temin etmek zorundadır. Son yıllarda endüstri kuruluşlarının çoğu kent merkezinin uzağında, banliyöde, yeniden kurulup gelişen uydu kent yerleşmelerinde yer almaktadır. Kentin sıkışıklığını mümkün olabildiği kadar azaltmak amacını güden bu girişimler, son 30 yıldan beri İstanbul'u küçük, yer yer sürekli şeritler hâlinde endüstrileşmiş yerleşmelerden oluşan bir çember içine almaktadır. Bu nedenle ilin, tarım sektörü dışında kalan ekonomik etkinliğini doğrudan doğruya İstanbul il merkezi içinde ele almak zorunluğu vardır. Türkiye gayri safi millî hasılasının %20'den fazlası İstanbul'da yaratılmaktadır. Bu hasılanın %35'ten fazlası sanayide, %31'i ticarette, %10'u ulaşımda, %6'sı hizmetlerde, %3'ü devlet hizmetlerinde, %1'i tarım kesiminde gerçekleşmektedir. İstanbul il merkezi, dünyanın en geniş kentlerinden biridir. Belediye sınırları içindeki genişliği kuzeyden güneye 25, doğudan batıya 30 km.ye varır. Bu kadar geniş bir alana yayılmış olan kentin merkezi, İstanbul Boğazı'nın Marmara'ya açılan güney kıyıları ile Haliç'in boğazla birleştiği güney bölümünün iki yakasıdır (Anadolu Yakası'nda Üsküdar ve Kadıköy; Rumeli Yakası'nda Eminönü, Fatih, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüp ilçeleri). Kent, bu merkezden hemen her yöne doğru büyümüş ve büyümektedir. Boğazın iki yanına doğru (Anadolu Yakası'nda Kısıklı ve Ümraniye; Rumeli Yakası'nda Mecidiyeköy-Levent, Etiler-Kâğıthane, Alibeyköy, Sağmalcılar-Gaziosmanpaşa); Marmara'nın Anadolu kıyıları boyunca, Kocaeli ili sınırına kadar (30 yıl öncesine kadar demiryolu boyunca sıralanan ve birbirinden geniş boşluklarla ayrılan Kızıltoprak, Göztepe, Erenköy, Bostancı, Maltepe, Cevizli, Kartal, Pendik gibi küçük yerleşmeler, bugün Ankara ekspres yolunu da içe doğru aşarak, gerideki tepelere doğru yayılan yoğun nüfuslu yerleşmeler hâline gelmiştir) ve Marmara'nın Trakya kıyıları boyunca (özellikle Bakırköy, Ataköy, Yeşilyurt, Küçükçekmece yöreleri) bir büyüme söz konusudur. Yüzyıllar boyunca, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının merkezi olan İstanbul, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin, Balkanlar'ın ve Önasya'nın en kalabalık, en önemli endüstri, ticaret ve kültür merkezidir. Türkiye ihracatının, özellikle de ithalatının en önemli kapısıdır. İthal mallarının en büyük satış ve dağıtım merkezidir. İstanbul, aynı zamanda birçok endüstrinin toplandığı bir merkezdir. 1973'te, Türkiye'de 10 ve daha fazla işçi çalıştıran büyük işyerlerinin sayısı (özel ve kamu kesimi) 6.000 kadardı ve bunun 2.500'ü İstanbul'da toplanmıştı. 1980'de ise, İstanbul imalat sanayi işyerlerinin %86'sı 10'dan az işçi çalıştıran işyerlerinden oluşuyordu. Endüstrinin başlıca kolları, dokuma fabrikaları ve her türlü trikotaj; giyim eşyaları ve konfeksiyon; çimento; şişe-cam; alkollü içkiler; sigara; deri ve kösele; ayakkabı; kimyasal maddeler (özellikle kauçuk mamulleri, sentetik ve plastik eşyalar); madeni eşyalar; dökümhaneler, gemi yapımı ve onarımı; basın ve yayındır. Türkiye'nin en önemli kültür ve sanat merkezi olan İstanbul'da üniversite ve yüksekokullar, birçok yayın ve basımevleri, uzun tarihî geçmişini sonsuzlaştıran birçok sanat yapıtları, dünyaca ünlü müzeler ve sanat galerileri vardır. Bütün bunlara eklenen dünyaca ünlü doğal güzelliği (Boğaz, Adalar) nedeniyle, Türkiye'nin en canlı turizm merkezidir. Türkiye'ye gelen yabancı turist sayısının yarısı kadarının giriş kapısı (hava, deniz ve kara ulaşımıyla) İstanbul'dur. Bu sayıya iç turizm hareketleri de katılınca, İstanbul'un bu bakımdan önemi daha da belirir. İstanbul, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan kara ve demiryollarının; Karadeniz'i Akdeniz'e birleştiren denizyolunun ve uluslararası havayollarının bir düğüm yeridir. Bu yollarda, ticarî eşya ve insan ulaştırması bakımından Balkanlar'ın ve Orta Doğu'nun en büyük merkezidir. Avrupa'dan gelen karayolu, Haliç'i üç ve boğazı iki köprü ile aşar. Bu yollar ve köprüler üzerinden akan yoğun trafiğe ayrıca Sirkeci ve Harem arasındaki arabalı vapur seferleri de yardımcı olur. Demiryolları ulaşımını iki ana gar paylaşır: Sirkeci ve Haydarpaşa. Bu iki gar arasında da yük vagonları taşıyan feribot seferleri yapılır. Dış ve iç limanlardan doğruca İstanbul'a gelen gemiler, boğazdan transit geçenler ve yılda 100 milyondan fazla yolcu taşıyan kent içi seferleri, yoğun deniz ulaşımının göstergeleridir. 1999'da genişletilen uluslararası havalimanı Atatürk Hava Limanı'ndaki trafik hızla artmaktadır. Taşıma ve ulaştırma işlerinde, Türkiye bütünü içinde bu derece büyük payı olan İstanbul kenti, öte yandan büyük bir trafik sıkışıklığı içindedir. Özellikle kent içi trafiğinde görülen bu sıkışıklık, kentin başlıca sorunlarından biridir.

    İstanbul'un kuruluşuyla ilgili olarak bulunabilen en eski kalıntılar, Fikirtepe'de (Kadıköy) yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Trakların Haliç dolaylarında, Fenikelilerin de bugünkü Kadıköy dolaylarında yerleştikleri bilinmektedir. Bazı kaynaklara göre, Yunanistan'ın Megara kentinden gelenler, bugünkü Sarayburnu'na yerleşerek İstanbul'un çekirdeğini oluşturmuşlardır. Yunan egemenliğinden sonra bir süre Roma egemenliğinde kalan kent, İ.S. 395 yılında Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti oldu. Hun İmparatoru Atilla, o dönemdeki adı Konstantinopolis olan kentin yakınlarına kadar geldi. 626'da Avar Türkleri, 668-669'da, 673-674'te ve 713-714'te Araplar, 813'te Bulgar Türkleri kenti kuşattılarsa da alamadılar. Daha sonra Peçenekler ve Selçuklular, kentin yakınlarına geldiler. IV. Haçlı Seferi sırasında, kent Lâtinlerin eline geçti. Bütün şehir yağmalandı, yakıldı ve yıkıldı. Sanat yapıtları ve kitaplar yok edildi. 1261'de Konstantinopolis tekrar Bizanslıların yönetimine girdi. 14. yüzyıl başlarında Osmanlılar, Rumeli ve Anadolu Yakası'nda, kentin çevresini ellerine geçirdiler. 1397'de Yıldırım Bayezit, 1411'de Musa Çelebi, 1422'de II. Murat, kenti almak için girişimde bulundular. Sonunda II. Mehmet (Fatih), 53 gün süren bir kuşatmadan sonra kenti aldı (29 Mayıs 1453) ve İstanbul, Osmanlı Devleti'nin başkenti oldu. Osmanlı Devleti'nin merkezi olarak birçok toplumsal olaylara sahne olan kent, 1509'da ve 1894'te iki büyük deprem geçirerek hasar gördü. 16 Mart 1920'de, I. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan devletler tarafından işgale uğradı. Kurtuluş Savaşı sonunda, 6 Ekim 1923'te işgalden kurtarıldı ve 13 Kasım 1923'te de başkent olma niteliğini kaybetti.

    (gecekusu, 18 Nisan 2012 Çarşamba, 20:41:46)
  24. (bkz: SANTRALISTANBU)L
    (elsa, 02 Aralik 2013 Pazartesi, 02:08:41)



Bu başlığın linki: BU KONUDA BİLGİ EKLEMEK İSTİYORUM



27/07/2005 - 17/07/2018

tamamen eglence amaciyla yapilmi$ olan bizarpedia.com'da yer alan tum icerik bilgi amaclıdır. Bu bilgiler, doğru, guncel ve tam olarak duşunulmemelidir. Hukuki yada tıbbi acıdan yada diğer profesyonel hizmetlerden biri tarafından verilen danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.Bu sitede yer alan bilgilerin sorumluluğu yazarlarına aittir. Telif hakkı ihlali yapıldığını duşunduğunuz bilgi varsa, bu ihlali, admin@bizarpedia.com adresini kullanarak site editorlerine iletebilirsiniz.
tum haklari saklidir
copyright©biz@rpedia.com
firma rehberi Altın, Gümüş ve Döviz haber canlı maç skorları canlı tv izle Commodity sitemap
Add to Google

hit tracker

Derlenme Süresi: 0.27344 sn.